Leras Tekstil Genel Müdürü Betül Eren Işık: “Sektör olarak yeni bir vizyon geliştirmeliyiz”

Gazeteci Aylin SARAÇOĞLU’nun röportajı

Çeşitli sektör ve sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alan, Merter Sanayici ve İş Adamları Derneği’nde (MESİAD) halen Başkan Vekilliği görevini yürüten ve son olarak MESİAD Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Leras Tekstil Genel Müdürü Betül Eren Işık, “Türk Tekstil ve Konfeksiyon sektörü olarak rehavete kapılmadan yeni bir vizyon oluşturmalı, daha çok ve -hepsinden önemlisi- daha akıllı bir şekilde çalışmalı ve küresel trendleri yakından izleyerek zamanında doğru pozisyonu alabilmeliyiz” dedi. Örnek bir iş insanı ve değişim-dönüşüm lideri olarak nitelenen Işık, kadınların adeta bir nar gibi çalışan, anne, öğretmen, beslenme uzmanı gibi çok çeşitli alanlarda başarıyla var olmak ve kendilerini sürekli olarak geliştirmek durumunda olduklarını vurguladı.

Şirketinizi ve kendinizi kısaca anlatır mısınız?

Bir tekstil yan sanayi markası olan Leras’ın temelleri 1993 yılında Merter, İstanbul’da atıldı. Leras, Tekstil yan ürünlerinin tedariki, pazarlaması ve toptan satışını yapan, alanında uzmanlaşmış köklü bir Türk markası. Deneyimli personelimiz, kaliteli geniş ürün gamımız ve satış sonrası desteğimizle geçmişten bugüne ‘en iyiyi’ sunmaya devam ediyoruz.

İstanbul, Mahmutbey’deki merkez ofisimizin yanı sıra Merter ve Osmanbey şubelerimizle hem pazarlama ağımızı yaygınlaştırarak hem de doğru pazar konumlaması yaparak sektördeki lider ve öncü konumumuzu sürdürüyoruz.

Ben Betül Eren Işık, 1976 Siirt, Tillo doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi İstanbul’da tamamladım. Çocuk yaşlardan itibaren ticaretin içinde yer alarak önemli sorumluluklar üstlendim. 1996 yılında katıldığım aile şirketimiz Leras Tekstil’de farklı görevlerde çalıştıktan sonra 2000 yılında Genel Müdür olarak atandım. Bu olduğunda 24 yaşındaydım. Yöneticilikten arta kalan zamanlarımda sektör ve sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak görev alıyorum. İş hayatının yanı sıra, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde yüksek öğrenimime devam ediyorum. Evliyim, Yetkin ve Dua adlarında iki çocuk annesiyim.

Aile şirketinizin başarıyla devamı için nelere önem veriyorsunuz?

Söz konusu olan aile şirketleri olduğunda işin özü uyumdur. Hem içinde bulunduğunuz çağ ile hem de şirketi oluşturan aile bireyleri ve çalışanlar ile uyumu yakalamak gerekiyor. Leras’ta herkes görev ve sorumluluğunu bilip severek uyum içinde çalışmakta.

Her firma süreklilik sağlamak ve markalaşmak için çağı yakalamalıdır.  Çok güçlü firmalar biliyorum ki o uyumu yakalayamadıkları için bittiler. Ama uyumu yakalayıp yönetebiliyorsanız şirketin çok güçlü olması gerekmez. Yeni ekonomi uyumlu olmaktır, güçlü olmak değil. Çağa ayak uydurabilmek şart. Tasarım, Ar-Ge ve akıllı teknolojiler konusundaki farkındalığımız bize global başarının kapılarını açtı. Bu alanlara yaptığımız yatırımlar sayesinde hem müşteri sayımızı artırdık hem de ekibimizi genişleterek yeni istihdam yarattık.

Görev aldığınız sektör ve sivil toplum kuruluşları nelerdir?

10 yıldır üyesi olduğum ve 2013-2016 yılları arasında Başkan Yardımcılığı görevini de üstlendiğim Merter Sanayici ve İş Adamları Derneği’nde (MESİAD) halen Başkan Vekilliği görevini yürütüyorum. Buradaki görevim kapsamında, Merterli sanayicilerin sorunlarına çözüm üretmeyi ve Türk hazır giyim sektörünün yetkinliklerini geliştirmeyi amaçlayan faaliyetlerde aktif olarak rol alıyorum. 2018’in başından bu yana MESİAD’ı Hazır Giyim ve Moda Federasyonu’nda (MHGF) temsil etmekteyim. Bu arada yeri gelmişken belirteyim, yeni dönem için MESİAD Başkanlığına adaylığımı da açıklamış bulunuyorum.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) ve İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) gibi sektör kuruluşlarına üyeyim. Toplumsal sorumluluklarımı yerine getirebilmek arzusuyla Siirt Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Vakfı, Güngören Emniyet Hizmetlerini Destekleme ve Geliştirme Derneği ve Türk Kızılayı Merter Bölgesi gibi sivil toplum kuruluşlarının yönetimlerinde de görev alıyorum.

Bu kuruluşlarda yaptığım çalışmalarda Türk tekstil ürünlerinin dünyadaki itibarının ve değerinin artırılması, aile şirketlerinin uzun ömürlülüğü, dönüşüm odaklı liderlik, toplum genelinde ve tekstil sektörü özelinde kadının statüsünün, yetkinliğinin ve yükselme imkanlarının iyileştirilmesi, moda ve iyi tasarım, Ar-Ge ve markalaşma önemsediğim ve çeşitli platformlarda fırsat buldukça dile getirdiğim konuların başında geliyor.

Türk tekstil ve konfeksiyon sektörünün durumunu değerlendirebilir misiniz?

Ülkemizin lokomotif sektörü olan tekstil sektörünün bir üyesi olduğum için gururluyum. Tekstil ekonomimizin en fazla dış ticaret fazlası veren, en fazla istihdam ve katma değer yaratan lokomotif sektörlerin başında yer alıyor. Son 20 yılda toplamda 200 milyar dolar dış ticaret fazlası veren tekstil ve hazır giyim sektörleri bununla da kalmayarak 1 milyon kişiye de istihdam sağlıyor. Sektörümüz bu yıl da büyümesini devam ettirmekte.

Sizce tekstil sektöründeki kadın istihdamı yeterli mi? Siz kendi şirketinizde pozitif ayırımcılık yapıyor musunuz?

Şahsen tekstil sektörünü ve kadını bir elmanın iki yarısı gibi görüyorum. Neden derseniz, tekstil ve kadın -doğaları itibariyle- sürekli olarak birbirinden beslenen ve birbirini besleyen iki organizma gibi.

Malumunuz olduğu üzere, tekstil sektöründe çalışanların yaklaşık yarısı kadınlardan oluşuyor. 2018 verilerine göre, tekstil ve hazır giyim sanayi yüzde 40 kadın istihdam oranıyla kadının ekonomik özgürlüğünün ve sosyal hayata katılımının geliştirilmesine önemli katkı sağlıyor.

Öte yandan kadın, doğasından gelen duygusal zekası, yaratıcılığı, çalışkanlığı ve yüksek estetik duygusu sayesinde yaptığı her şeyle tekstil sektörüne sonsuz değer katıyor. Hiç şüphe yok ki tekstil, moda ve tasarım bugün bulunduğu noktaya kadınlar sayesinde gelmiştir.

Benim şirketimde cam tavanlar yok. Eşitliği çok önemsiyoruz. Kadınlar adeta bir nar gibi çalışan, anne, öğretmen, beslenme uzmanı gibi çok çeşitli alanlarda başarıyla var olmak ve kendilerini sürekli olarak geliştirmek durumunda. Biz de kurum içi projelerimizle kadın erkek tüm çalışanlarımızın yanındayız. Leras School projemizle kurumsal kapasiteyi artırmayı ve sürekli öğrenme kültürü yaratmayı amaçlarken, Mutluluk Fabrikası projemizle kurum içi sosyal programlar geliştiriyoruz.

Türkiye’deki tekstil sektörünün sıkıntıları nelerdir?

Türk tekstil sektörü, sahip olduğu muazzam potansiyele ve son dönemlerde değeri nispeten daha iyi anlaşılmış olmasına rağmen küresel gelişmelerden tutun da ihracatla ilgili teknik pürüzlere kadar bir dizi sorun nedeniyle bu potansiyeli tam olarak hayata geçirememekte maalesef.

Örnek vermek gerekirse, işgücünün ucuz olduğu Çin, Bangladeş, Vietnam, Endonezya gibi ülkeler belirli alanlarda önümüzü kapatmakta. Türkiye şu anda maalesef sadece hızlı olduğu için sipariş alabiliyor. Güçlü hazır giyim sektörünün hızdan doğan bu avantajı kullanabilmesi için, bizim gibi yan sanayi firmalarının siparişleri hızlı yetiştirmesi gerekiyor.

Bizce müşteri ihtiyaçlarına hızlı cevap verebilmenin yolu stok bulundurmak. Bu inançtan hareketle, bu yükün altına girmeye karar verdik ve talepleri daha sorulmadan karşılayabilmek için daha fazla stok bulundurma yoluna gittik.

Sektörümüzün içinde bulunduğu sıkıntılar bunlarla sınırlı değil tabi ki. Dünya baş döndürücü bir hızla değişiyor. Gelişmekte olan birçok ülke gibi ülkemiz de teknolojinin ve sürdürülebilirlikle ilgili kaygıların yön verdiği bu hızlı dönüşüme ayak uydurup pozisyon almakta zorlanıyor.

Sektörün karşı karşıya olduğu bu sıkıntılar nasıl aşılabilir sizce?

Daha önce de söylediğim gibi, Türk tekstil sektörü hem tasarım hem de uluslararası markalar yaratma ve ihracat yapma konusunda muazzam bir potansiyele sahip. Devletin sektörümüze yönelik desteğinin artmasıyla birlikte markalaşma ve tanıtım gibi alanlarda olumlu gelişmeler olduğuna şahit oluyoruz.

Fakat sektör olarak hayalini kurduğumuz büyük dönüşüm sadece devlet eliyle başarılabilecek bir şey değil. Bu sektörde faaliyet gösteren ve bu sektöre yatırım yapan herkes elini taşın altına koymak zorunda. Bu noktada bilhassa sektör kuruluşlarına önemli roller düşüyor.

Dönüşüm konusu kültürle yakından ilişkili bir konu. Sektör olarak rehavete kapılmadan yeni bir vizyon oluşturmalı, daha çok ve -hepsinden önemlisi- daha akıllı bir şekilde çalışmalı ve küresel trendleri yakından izleyerek zamanında doğru pozisyonu alabilmeliyiz.

Orta ve uzun vadede bunları yaparken bugünü de ihmal etmemeli, tekstil firmalarının günlük hayatın akışı içinde karşılaştığı, ticaret yapmalarını ve sürdürülebilir anlamda büyümelerini zorlaştıran sorunlara hızlı çözümler üretebilen sektör kuruluşlarına sahip olmalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir